PYD

pyd_logo
Kaynak: Wikimedia Commons

Demokratik Birlik Partisi (Partiya Yekitîya Demokrat, PYD) 2003 yılında Kürdistan İşçi Partisi’nin (PKK) inisiyatifi üzerine kuruldu. Dolayısıyla, parti kendi açıklamalarının tam aksine PKK’nın Suriye kolunu oluşturmaktadır. 

Suriye’deki rejimle uzun yıllar iş birliği yaptıktan sonra PKK lideri Abdullah Öcalan Ekim 1998’de Türkiye’nin baskısı üzerine Suriye’den sınır dışı edildi. Ardından çok sayıda yüksek kademeli PKK üyesi Türkiye’ye teslim edildi ve Suriye’deki PKK yanlıları tutuklanarak uzun yıllar cezaevine kapatıldı. PYD’nin kurulmasının nedeni Suriye’de yaşayan PKK yanlılarını ve üyelerini partiye bağlamaktı; aynı zamanda yeni kurulan parti sayesinde devlet baskısından kurtulmak amaçlandı. Ancak bu istenen sonucu getirmedi: 2011’de protesto eylemleri başlayana dek PYD sadece en fazla tutuklu üyesi olan parti olmakla kalmadı ve hatta üyeleri diğer partilerin üyelerine oranla genelde daha uzun hapis cezalarına çarptırılan ve sistematik şekilde işkence gören partiydi. 

Ancak o zamandan bu zamana güç dengesi PYD’nin lehine değişim gösterdi ve PYD/PKK bir kez daha Suriye’deki rejimle stratejik bir birlik oluşturdu. 

2012’nin ortalarından beri PYD Suriye’nin çoğunlukla Kürt bölgelerini –Cezire, ‘Ayn al ‘Arab (Kobani) ve Afrin- Suriye rejiminden devraldı. Ocak 2014’te bu bölgede üç ›kanton‹ kurulduğu ilan edildi. PYD özerk bir yönetime ve mahkemelere ve hatta Halk Koruma Birlikleri (YPG) ve Asayiş örgütü ile kendine ait bir milis örgütüne ve polis işlevi gören bir istihbarat servisine sahip. 

PYD’nin kendi idaresi altındaki bölgeyi »Demokratik Özerk Yönetim« olarak tanımlaması aslında yanıltıcı. PYD aynı bağlı olduğu PKK gibi katı parti disiplinine sahip bir kadro partisidir. PYD bünyesindeki tüm önemli işlevler PKK kadrolarının elindedir, temel kararlar ise merkezi Irak Kürdistanı’nda bulunan Kandil Dağları’nda yer alan PKK’nın askeri yönetimi tarafından verilmektedir. Yerel düzeyde mevcut olan birçok PYD kurulu demokratik karar süreçleri sağlamak için değil, halkı denetlemeye yönelik bir işlev görmektedir. Katılıma yanaşmayan herkese şüpheli gözüyle bakılmaktadır. 

PYD ve PKK’nın demokrasi anlayışı Batılı devletlerin demokrasi anlayışı ile örtüşmemekte, tersine eski sosyalist devletlerine has »halk demokrasisi« modeline denk düşmektedir. Tek bir partinin öncülüğü söz konusudur ve diğer gruplar bu partiye bağlıdır. Birbiriyle rekabet eden partilerin katılımı hoş görülmemektedir. Dolayısıyla Kürt Ulusal Konseyi bünyesinde –şu an Suriye Kürdistanı’nda yer alan on iki partiden oluşan birlik- bulunan ve PYD’ye eleştirel bakan partiler ne PYD yönetimine ne de meclisine dahil edilmiştir. 

PYD tarafından yönetilen bölgelerde toplanma hakkı ve düşünce özgürlüğü sağlanmamaktadır. Bu 2016 başlarında onaylanan basın ve yayın yasasında da yansımaktadır. Söz konusu yasa sayesinde Cezire genelinde tüm basın organlarının, dijital medyanın, görsel medyanın, işitsel ve görsel medyaların denetimi sağlanmaktadır. Ayrıca çok geniş yetkilere sahip bir »medya konseyinin« kurulması öngörülmektedir. Medya konseyi gazetecileri her an görüşmeye çağırmakla kalmayıp, onlara kaynaklarını açıklama yükümlülüğü de getirme hakkına sahiptir. Medya konseyi »yanlış haber« olarak tanımladığı basın haberlerinden dolayı gazetecileri yüksek para cezalarına çarptırabilecek, çalışma yasağı koyabilecek ve söz konusu haberin yayımlandığı medya organının çalışmalarını süreli ya da süresiz olarak durdurabilecek yetkilere sahiptir. Bu süreçte bağımsız bir mahkemenin dahil edilmesi ise söz konusu değildir.

[daha fazla bilgi için tıklayınız]